sabahattin ali
sabahattin ali

Sabahattin Ali Sözleri


Sabahattin Ali Sözleri

Sana kızgın değilim.
Sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum.
Sonra seni seviyorum.
Neden sevdiğimi bilmeden seviyorum.
Bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim.

 

Yalnız onun yanındayken içimi müthiş bir korku, onu kaybetmek korkusu sardı.

 

İnsanlara ne kadar muhtaç olursam, onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu.

 

Ben senden vücutlarımızın değil kafalarımızın birleşmesini istiyorum.

 

Ve çok geçten daha kötüsü yoktur hayatta.

 

Dünyada bana Ne istiyorsun? diye sorsalar hiç düşünmeden vereceğim cevap şudur: “Anlaşılmak istiyorum”

 

Gözlerimden öptü. Ellerimden öptü, ellerimden. Avuç içlerimden öptü. Unutabilir misin şimdi? Ben ölsem, unutamam.

 

Sen benim sevgilimsin, sevsen de sevmesen de. Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende.

 

Ne yapacağımı sorma, bunun beni nereye götüreceğini sorma, bende artık güç kalmadı. Düşünce yok, akıl yok, yalnızca AŞK var. Mavzer kurşunu gibi çarptığını, yere seren bir Aşk…

 

Sen sevgiline ne verebilirsin sanki? Kalbin mi? Tamam, ikincisine? Yine mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o? Atma be kardeşim, kaç tane kalbin var senin?

Ondan sonra güneş bu bir karış yeşilliği kurutmak için işini gücünü bırakıp bozkırların bu köşeciğine dökülmeye başladı. İnce yapraklar güneşin altında, sıcaktan soluyan bir köpeğin dili gibi titreşiyorlardı.

 

Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.

 

Demek ki beni bir türlü sevemiyordu. Hakkı vardı. Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.

 

“İhtiyarlığımda çekilmez bir adam olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. Ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. Çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi? Hep genç kalacağım.”

İnsanlar birilerinin parasına değil, sevgi ve ilgisine muhtaçtır. Bu olmadıktan sonra, aile sahibi olmanın gerçek ismi, “BİRKAÇ YABANCI BESLEMEK” ti…

Bir teklif ve bir kabul… Kısa, münakaşasız ve hesapsız! Bundan daha güzel bir ayrılık olamazdı.

İnsan evvela kendi kendisinden utanır gibi olur ama bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için geçerli mazeretler ortaya atar.

 

Biz de böyle zulmet(karanlık) içinde yolunu bekledik!

 

Zannediyorsun ki, hepimiz birer makineyiz ve evvelden kurulduğumuz gibi işleriz. Makinenin bozuk yerini hemen söküp atmak gerekir! En güçlü gördüklerimizin bile bazen ne kadar zayıf anları, istediklerini yapmaya güçleri kudretleri olmadıklarını nasıl inkâr edebiliriz? Böyle hadiseler hiç kimseyi olduğundan daha kötü yahut daha iyi yapamaz!

 

Yaşamak, doğanın en küçük kıpırtılarını hissederek, hayatın akışını sarsılmaz bir mantık ile seyrederek yaşamak; herkesten daha güçlü yaşadığını, bazen bir anın bir ömrü dolduracağını bilerek yaşamak… Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak…

 

Bende de çok şey var ama akıl filan arama.


0 Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir